İyi bir hafızaya sahip olmak, yapılan araştırmalara göre kişiye hem başarı getiriyor hem de yaratıcılığının daha yüksek olmasını sağlıyor. Aynı zamanda da, özellikle yaşlılıkla ortaya çıkan bilişsel gerilemelere karşı koruyucu bir rol oynuyor. İki başlık altında hazırladığım hafıza dosyasının bu ilk bölümünde, hafıza sistemlerinin işleyişini ve güçlü bir hafızaya sahip olmanın kurallarını paylaşacağım.

Hafıza nedir ?

Hafıza, bir organizmanın deneyimlediği veya edindiği bilgileri kaydetme, depolamaya ve sonrasında geri çağırma veya hatırlama yeteneğine denir.

Hafızalarımızı tanıyalım

Hafıza, birbirinden bağımsız olarak çalışan ama birbirleriyle iletişime geçen 5 tip hafıza sistemini betimler:

Çalışan Hafıza (veya kısa süreli hafıza)

Görsel (resmin solundaki döngü) ve işitsel veriler (sağdaki) çalışan hafızanın farklı bölümlerinde işlenirler. Beynin ön lobu, çalışma hafızasını işleyişinden büyük ölçüde sorumludur.

Çalışma hafızasının işleyişinden büyük ölçüde beynin ön lobu sorumludur. Görsel, (resmin solundaki döngü) ve işitsel veriler (sağdaki) çalışan hafızanın farklı bölümlerinde işlenirler.

Günlük hayatta en çok kullanılan hafızadır. Birkaç saniyelik bir kapasitesi vardır- başka bir deyişle ‘’aklımızda tutmaya çalıştığımız’’ bir telefon numarasını kağıda yazana kadarki süre kadar… Bu 2-3 saniyelik sürede 7 (+ veya – 2) nesne depolanabilir. İlginç olanı bu nesnelerin 7 tekli nesne olabildiği gibi, [7, 9, 6 vb] , 7 gruplaşmış nesne [796, 409, 211 vb..] de olabilmesidir. Çalışan hafızanın bu özelliği, birçok hatırlama tekniğine ilham vermiştir. Bu alanda gerçekleştirilen çalışmalar, en ideal gruplaşma sayısının 3 olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple telefon numaralarında gruplaşma 3 ile sınırlıdır.

Çalışan hafıza, ihtiyaçlarımıza yöneliktir ve uzun vadede hatırlanmaz. Örneğin, hesap yaparken aklımızda tuttuğumuz sayılar, işlemden hemen sonra kaybolur. Kısa hafızanın, uzun vadeli hafızaya dönüşümü çoğu zaman mümkün değildir çünkü bu iki hafıza sistemi birbirleriyle iletişim içerisinde olsalar bile, aynı nörolojik (sinir) ağlarını kullanmazlar.

Görsel ve işitsel veriler çalışan hafızanın ayrı bölümlerinde saklanır ve merkezi sistem tarafından yönetilir. Örneklendirmek gerekirse, bir numarayı akılda tutarken, sürekli olarak içimizden tekrar ettiğimiz sayılar bir yanda depolanırken (fonolojik döngü), diğer yandan gözümüzün önünden sayılar geçer (mekânsal ve görsel döngü). Merkezi yönetim sayesinde çalışan hafızanın bu iki alt bölümü arasında bağ ve denge kurulur.

 Semantik (anlamsal) hafıza

Anlamsal hafıza, ön (frontal) lobdaki bölgeleri aktive eder. Böylece, eskiden depolanmış bilgiler çağrılır. Temporal lob da ise somut veriler kodlanır ve gerektiğinde aktive edilir.

Anlamsal hafıza, ön (frontal) lobdaki bölgeleri aktive eder. Böylece, eskiden depolanmış bilgiler çağrılır. Temporal lob da ise somut veriler kodlanır ve gerektiğinde aktive edilir.

Kendimiz (hikayemiz, kişiliğimiz) ve çevremiz hakkında (coğrafya, politika, gündem, iş hayatı vb … ) gibi genel ve nesnel bilgilerin uzun sureli depolandığı hafızadır. ‘’Ankara Türkiye’nin başkentidir‘’ bilgisi bu bellekte depolanır.

Epizodik (bölümsel) hafıza

Hippocampus bölgesinde, yaşadıklarımız anıya çevrilir. Ön lob sayesinde otobiyografik hafızamız saklanır. Kortikal bölge sayesinde ise otobiyografik anılarımız deneyimimizin yaşandığı bölgeleri aktive eder.

Hippocampus bölgesinde, yaşadıklarımız anıya çevrilir. Ön lob sayesinde otobiyografik hafızamız saklanır. Kortikal bölge sayesinde ise otobiyografik anılarımız deneyimimizin yaşandığı bölgeleri aktive eder.

 

Otobiyografik yani yaşamımızda başımıza gelen öznel deneyimlerimiz bu bellekte kaydedilir. Bu bellek sayesinde geçmişe yolculuk yapıp, eski bir anıyı tekrar hatırlayabiliriz. Aynı şekilde, geleceği de hayal edebiliriz. Aslında, geçmiş veya gelecek yolculuklarımızda aynı sinir ağları devreye girer.

Otobiyografik hafızamızın bazı bölümleri, yaşla ve yeni bilgilerin eklenmesiyle  silinebilir yada onlara ulaşmak zorlaşabilir. Yapılan araştırmalar, en çok akılda kalan zaman diliminin 18-25 yaş arasını olduğunu ve ilk gençlik, aşk ve/veya iş anılarını kapsadığını göstermiştir.

Prosedürel hafıza

İçgüdüsel hareketlerimiz Nükleus caudatus de kaydedilir. Putamende, bisiklete binmek gibi stoklanır. Beyincikte isebeceriler ve beden arasında senkronizasyon sağlanır ve koordine edilir.

İçgüdüsel hareketlerimiz Nükleus caudatus de kaydedilir. Putamende, bisiklete binmek gibi stoklanır. Beyincikte isebeceriler ve beden arasında senkronizasyon sağlanır ve koordine edilir.

Prosedürel hafıza, semantik ve epizodik hafızalardan farklı olarak, otomatizm dediğimiz farkında olmadan öğrendiğimiz “motor öğrenme becerilerini” kaydedildiği bellektir. Yürümek, bisiklete binmek gibi kolay kolay silinmeyen bilgileri içerir. Özellikle artist ve sportiflerde bu hafıza daha da güçlüdür.

Duyusal hafıza

Hafızalardan en ilkeli olan duyusal hafıza bir cismin tanımlanmasından çok daha öncesinde 5 duyuyla algılanmasıyla oluşan bellektir. Yani, bir cismin kokusu, rengi, şekli ve dokusu hakkında anılar oluşturmamızı sağlar. Bir yerden önceden geçip geçmediğimizi hatırlamamızı bu belleğe borçluyuz.

 

 

Hafızamızı nasıl güçlendiririz?

Hafızaları tanıdığımıza göre ve hafızanın 3 aşamadan geçtiğini öğrendiğimize göre (kodlama, depolama ve geri çağırma) şimdi sıra hafızamızı nasıl güçlendireceğimizde!

Konsantrasyon

Yalnızca dikkatimizi çeken ve bizi duygulandıran şeylere konsantre oluyoruz. Fakat, kimi zaman bizi duygulandıran şeyler aynı zamanda bizi endişelendirip, öğrenmemizi imkansız hale de getirebiliyor. Bu sebeple öğrencilikte ’dikkat’ öğrenmek için daha verimli bir vektör. Dikkati arttırıp, endişemizi azaltan en etkili yöntem ise kuşkusuz ‘ana odaklanmak’. Farkındalık (mindfulness) teknikleri veya başka meditasyon teknikleri bu konuda çok yardımcı olabilir.

 Görselleştirme

Belleğimiz imgeleri daha kolay aklında tutar. Durum böyle olunca, tarihleri, kelimeleri, teorileri daha iyi akılda tutmak için onları görsel verilerle birleştirmek, öğrenmeyi kolaylaştırır. Renkler, panolar, resimler kullanmak, onları film gibi ard arda izlemek, öğrenmeyi kolaylaştırır. Tıpkı bir hikaye anlatır gibi imgelere kelimeleri iliştirmek hafızanın ilk aşaması olan kodlamanın daha başarılı olmasına olanak sağlar.

Bilgileri, imgeler kadar, deneyimlerle birlşetirmek yani öğrenirken aktif olmak, soru sormak, not almak, konuyla ilgili ek araştırma yapmak, müzeye gitmek veya film izlemek, arkadaşlarla toplanıp tekrar etmek de son derece etkili.

Bilgiler ne kadar küçük gruplarda toplanırlarsa kodlama da yine daha iyi olacaktır. Son dakikada aşırı bilgi yüklenmesindense, bilgileri küçük gruplar haline gün içine bölmek daha etkilidir.

Öğrenmenin amacını bilmek

Bir bilginin akılda kalmasının en önemli sebeplerinden biri o kelimeye tekrar kullanıyor olacağımızı bilmektir. Beynimizin etrafında var olan bütün bilgileri kodlamanın imkanı yok, varsa da enerjisini tasarruflu kullanır. Bu nedenle gerekli bilgileri kaydederken, gereksizleri siler. Öğrenilen bilginin nerde değerlendirileceğini bilmek öğrenmeye yardımcı olur. Sınavlarda öğrenilecek olan bilgilerin çıkacak olması iyi bir motivasyon olabilir. Aynı şekilde, dersleri de bir başkasına anlattığımızı hayal etmek de, oldukça etkilidir.

Verimli bir uyku veya day dreaming

Uykunun başlıca fonksiyonlarından biri bilgilerin pekişmesini sağlamaktır. Bu yüzden hafızanın gelişmesi için uyku ihtiyacının yeterince karşılanmış olması önemlidir. Uyku kadar etkili diğer yöntem ise ‘day dreaming’ yanı kişinin kendini düşüncelere dalmasına izin vermesidir.  Bunun dışında öğrenirken küçük molalar vermek yada serin bir duş almak sinirsel hücrelerinizin çalışmasını aktive edeceğinden öğrenmesinz de daha iyi pekişmiş olacaktır.